16 Şubat 2011 Çarşamba

Nedeni

Elini kaldırıyor karşısındakini dikkatle izleyerek. Tokat atacakmış gibi geriniyor, yüzünde ki ifadeyle tamamlıyor saldırıyı. Karşısında ki anında tepki veriyor, elini yukarı kaldırıp savunmaya geçiyor. Bacağını geri çekiyor bir daha ki denemede, kasığına bir diz vuracakmış gibi hafif eğilerek ve yine gözlerinin içine bakarak. İki adım geri kaçıyor karşısında ki, olacakları anlıyor ve daha iyi bir tedbir alıyor. Her seferinde başka bir saldırı ve her saldırıya özel yeni bir savunma… Neden yapıyor bunu?

Taşı denize fırlatıp nasıl uzaklaştığını ve battığını görmek istiyor insan… Ya da kocaman bir kayayı suyun içine bırakıp, çıkardığı sesi ve oluşan dalgaları izlemek. Bir bitkiye su verdiğinde neler olduğunu görmek istiyor insan, ya da susuzluğa ne kadar dayanabileceğini o bitkinin. Bir karıncanın önüne susam tanesini koyuyor, onunla ne yapacağını izlemek için. Güçlü makineler icat ediyor, neler yapabileceğini görmek için. Değiştirmek istiyor insan, hükmetmek istiyor insan, kendini göstermek, kanıtlamak… Kendini tanımak istiyor insan, kendini aramak, bulmak, öğrenmek, dinlemek, izlemek…

Her etkiye dolambaçsız en açık tepkiyi gösteren bir makine icat etmeli insan. Bu makineyle anlamalı, aslında neler yaptığını ama gerçek sonuçların daima kendisinden gizlendiğini. Aslında fırlattığı taşa ne olduğunu bilmek istiyor. Çünkü bütün olan gördüklerinden ibaret değil, biliyor ki orada başka bir şeyler oluyor ve duyduğu merak gördüklerinin verdiği zevkten daha çok sarsıyor onu. Orada neler olduğunu öğrenmenin tek yolu, “insan” olmayı becerememiş bir makinenin, insan saldırısına verdiği yorumsuz cevabı okuyabilmek. Önce bu dilde geliştiriyor kendisini, dilin inceliklerini öğrenmeye çalışıyor, makinenin tepkilerini okumayı öğreniyor yavaş yavaş… Okumayı söktükten sonra, denemeler başlıyor. Herhangi bir şeyi yapmaya karar vermeden önce, doğuracağı sonuçları deneme şansınız olduğunu düşünün…

Bu makine için neler ver(ir)di insan!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder