Fark ettiniz mi geçmişi ve atalarımızı düşünmekle, yad etmekle, methetmekle ne kadar çok vakit harcadığımızı? Onların zaferleri, başarıları adına ne kadar çok bayram yaptığımızı, tatil yaptığımızı, ne kadar çok tembellik yaptığımızı? Birkaç söz anarak, birkaç anıdan bahsederek, birkaç savaşın kahramanlık anılarını dilden dile dolaştırarak, kendi sorumluluklarımızdan ne kadar kaçtığımızı ve vicdanı...mızı rahatlattığımızı düşündünüz mü? Paylaştığınız o büyük büyük sözleri hiç kendi yaşamınızla kıyasladınız mı? Ne kadar içselleştirdiğinizi ve geldiğimiz noktada o düşüncelerin hangi tavırları gerektirdiğini düşündünüz mü? Atalarınızın başarılarından başka övünecek neyiniz var elinizde düşündünüz mü?
Bunların dışında sorular da var aklımda, biraz daha ileri gidelim…
Şuanda ki algılarınızdan, beyninizde dolaşan kavramların gerçek karşılıklarından ne kadar eminsiniz? Bunların bize, sistemin devamı için öğretilen, insanlık tarihi kadar eski bir yanılsamanın ürünleri olmadığına emin misiniz? Vatan sizin için nedir örneğin? Sınırlarını genişletmek ya da korumak için öldüğünüz, öldürdüğünüz toprakların sizin için anlamı nedir? Sınırlar size neyi ifade ediyor, ne kadar büyük olursa o kadar rahat bir yaşam mı? Ne kadar büyük olursa o kadar güç mü? Neden havasını soluduğumuz, toprağını sürdüğümüz, kültürünü özümsediğimiz, dilini, insanını, sevdiğimiz her yer bizim vatanımız olmasın?
Benim atam, Afrika dan dünyaya yayılan ilkel insanlardır. Benim zaferim insana karşı olamaz, benim zaferim insan olabilmek. Dilim, kendimi anlatabildiğim her şey. Benim vatanım, dilediğim insan olabildiğim, özgür olabildiğim, mutlu olabildiğim topraklardır.
Zafer bayramınız kutlu olsun.
30 Ağustos 2011 Salı
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
